Çarşamba, Haziran 22, 2011

Neler neler

Keder diğer insanlara uğradığında onların tek yaptığı dolabın üstündeki, içindeki veya yatak altındaki bavullarını ortaya çıkarmak oluyor. Daha sonra en renkli giysiler ortaya çıkıp "Beni seç!" diye bağırıyorlar. Seçimsiz hop bütün kıyafetler bavula... Ve o pis gülüşleriyle "Elveda keder!" deyip, çekip gidebiliyorlar. Evet tüm yaptıkları bu. Bu herkese tanıdık his, keder, onlara uğradığında kolayca onu arkalarında bırakıp kaçabiliyorlar topuklarını kıçlarına vura vura. 
Nedense keder bana uğradığında benim tek yaptığım yatağa öylece uzanmak oluyor. O geldiğinde göz kırpışlarım bile duruyor. Kaçamıyorum ondan. Kovamıyorum da aynı zamanda. Öylece yaşıyorum onunla. Kimseleri yanıma sürüklemeden, kimselere onun varlığını sezdirmeden. Aslında diğer insanlara sezdirmemek diye bi şey söz konusu bile olmuyor. Çünkü o varken kimselerin yanına gidemiyorum, onun varlığı onca insanın varlığından daha yer kaplayıcı oluyor. 
Kederden kaçmayı öğrenmeli miyim? Hayır, çok alıştım onun bu davetsiz ziyaretlerine.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder