Siyah beyazı yok ederken, batı doğunun güneşini yakalarken, soğuk sıcağı söndürürken kim seni karanlıklarda bırakıp gölgeni bile yok etmiş? Ara bak, kimseyi bulamazsın bu kadar zıt olan, kimse senin için böylesine zıtlıklarla yaratılmış olamaz. En sevmediğim dediğin insanda bile vardır bi ortak noktan. Kimseler seni alt edemez, bi köşeye fırlatıp atamaz. Her bi hücren daha da yenilenir bu nefes savaşında, ama hiç biri kaybolmaz. Öyle bi aydınlatırsınki dünyayı, hiçkimse kapatamaz senin parıltını.
Her bi darbede daha da güçlen. Kuşan zırhını yürü umarsızsa, bu akreplerle dolu sokaklarda. Görüceksin onlar seni soktuklarını sanıp, aslında kendilerine akıtıcaklar zehirlerini. Ve senin bu savaşta belki de kaybettiğin tek şey gözyaşların olucak. Onlar akarken gözlerinden durduramıcaksın hiçbirini. Bilki her birinde büyüceksin, okuyup ezberliceksin hayatın acımasız masalını. Belki de her birinde kaybediceksin masumluğunu. Masumluk artık tırnaklarının arasına sıkışıp kalmış bi pislik gibi gözükücek. Masumluk yoluna tutunmaya çalışırken delicesine, çoktan uçup gitmiş olucaksın o yoldan ve elinde kalan sadece o yolun toprağı olucak. Ve gece olucak.. Sen yatağına yattığında kıvrılıcaksın küçük bi çocuk gibi. Küçücük olucaksın, korunmak ister gibi çekiceksin bacaklarını karnına doğru. İşte orda dönüceksin içine. Dinliceksin içindeki kaybettiğin duyguların sessiz çığlıklarını. Tam sen onları sıkıştıkları delikten çıkarıcakken güneş doğucak. Ve savaş başlasın..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder