Bazen aynaya bakarmış, bazen cover bi parçayı dinlermiş, bazense kendi dilinden okuduğun hikayenin başka dildeki çevirisi okurmuş gibi..
Hayat bi çemberin o ince çizgisinden ibaret aslında. Tıklım tıklım dizilmişiz her birimiz. Her bi adımda binlerce yaşanmışlık. Yürütülüyoruz istemeden o ince çizgide. Yaşıyoruz kendi amacımız dışındakileri. Atlamak yasak.. Yürümelisin küçük adımlarla, yaşamalısın sen de o yaşanmışlıkları. Kaçırmamak için sürünmelisin gerektiğinde. Çember ortasında bi güç yazıyor, çiziyor, karalıyor, siliyor.. Elimde olsa atlarım ordan oraya, istediğim tarafa giderim, başlangıcımı kendim seçerim, sonumu kendim belirlerim.
Şuan durduğum yerde uzun süredir varım. Tutuyor beni bekletiyor "senin sıran daha gelmedi ilerlemek yok sana." diyor. Küçük bi dünya yarattım ben artık. Daha zamanım var ilerlemek için, tadını çıkarmak gerek. Kurdum sahnemi oynuyorum. Bazen kapıyorum perdelerimi, sıkılıyorum alkışlardan. Alkışlar kesildiğinde kendi kendime oynuyorum. Başka alkışları işittiğimde büyük bi heyecanla açıyorum tekrar sergiliyorum oyunumu. Ve yine kapıyorum. Seyirciler sürekli değişiyor. Sadece bi tanesi sabırla bekliyor oyunumu. Bazen çığlıklarını duyuyorum, bazen elleri aralamak için perdemi kan içinde kalıyor. Dayanamıyorum alıyorum sahnemin tam ortasına. Elime bi senaryo iniveriyor. Her kelimesinde bambaşka duygular barınıyor. Hiç zorlanmıyoruz oynarken. Senaryo bittiğinde yok oluyor her şey. Ben açıyorum perdelerimi oynuyorum tek başıma onca insana.
Ama zaman gitgide daralıyor gibi. Fırlatılıcam bi sonraki adıma. Belki son adım. Belki de onca yaşadıklarım bi hiç olucak ve ben o an ilk adımımı atmış olucam. Hayat benim için o zaman başlamış olucak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder